Latin Amerika ülkeleri burunlarının dibinde yer alan en popüler sinema ödülü için her dönem en iyi filmlerini görücüye çıkardılar. Çoğu zaman istedikleri sonuçları alamasalar da bin bir zorlukla çektikleri filmleri uluslararası arenada tanınmasını sağlamak için Oscar’ın popülerliğini hiçbir dönem reddetmediler.

Arjantin’in Oscar ödülüyle ilk yakınlaşması 1974 yılında yönetmenliğini Sergio Renan’ın yaptığı La tregua filmiyle ile olmuştu. Arjantin’in ilk Oscar adayı olan film, En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazanamasa da Arjantin sinemasının ilk aday filmi olarak tarihteki yerini aldı. İlk filmden 10 yıl sonra Arjantin sineması ikinci kez Oscar yollarına düştü. 1984’te yönetmenliğini María Luisa Bemberg’in üstlendiği Camila isimli drama ikinci aday filmdir.  Bu filmden bir yıl sonra Luis Puenzo’nun yönetmeliğini yaptığı La historia oficial Arjantin ve Latin Amerika’nın ilk Oscar ödülünü sırtladı. Film darbe dönemini merkeze alan, cuntayla yüzleşen başarılı bir politik çalışmaydı. 1998 yılında Tango filmine kadar Arjantin sinemasının Oscar listelerinde anılmadı. 2001 yılında ise El hijo de la novia ile yeniden aday listesine girdi. El hijo de la novia yönetmen Juan Jose Campenella ve Arjantinli büyük aktör Ricardo Darin ortaklığının ilk meyvelerinden biriydi. Bu ikili 2009’da El Secreto de Sus Ojos filmiyle Arjantin’e ve Latin Amerika’ya ikinci Oscar ödülünü getirdi. 2014 yapımı ülkemizde de gösterime giren Relatos salvajes ise Arjantin sinemasının şimdilik son Oscar adayı yapımı oldu. Toplamda 2 Oscar ödülü ve 5 kez bu ödüle aday olan Arjantin sineması Latin ülkeleri arasında Oscar’la en yakın ilişkiyi kuran ülke sinemasıdır.

Brezilya’nın Oscar yolculuğuna baktığımızda 1962 yapımı O Pagador de Promessas ile ilk Oscar adaylığı karşımıza çıkar. Bu başarının tekrarı içinse 33 sene beklenmesi gerekecekti. Fabio Barreto’nun O Quatrilho isimli filmiyle 1995 yılında En İyi Yabancı Film dalında Oscar’a adayı Brezilya’dan çıktı.  Bu filmden iki sene sonra yönetmenin kardeşi Bruno Baretto tarafından çekilen O Que É Isso, Companheiro?  Yeni bir Oscar adaylığını Brezilya’ya taşıdı. 1998 yılında Walter Salles’in yönetmenliğini yaptığı Central do Brasil yine Oscar’a aday olarak büyük bir başarı gösterdi. Dört sene içerisinde gelen üç adaylık yeni nesil Brezilya sinemasının gidişatı hakkında önemli ipuçları veriyor.

Latin Amerika’nın Oscar adaylığı konusunda en başarılı ülkesi olan Meksika’nın Oscar ile ilişkisi oldukça eskilere dayanıyor. 1960 yılında ilk kez bir Meksika filmi ödüle aday olurken bu aynı zamanda Latin Amerika’nın kazandığı ilk Oscar adaylığı oluyordu. Macario isimli filmde yönetmen koltuğunda Roberto Gavaldón’u görüyoruz. 1961 yılında tekrar Oscar’a aday olan filmlerden biri yine bir Meksika filmiydi.  Ánimas Trujano ile Oscar’a aday olan Ismael Rodríguez’di. 1962 yılında ise adeta adaylığa ipotek koymuşcasına bu kez de  Tlayucan filmiyle Oscar adayı gösterildi. Meksika filmlerinin bu dönemdeki adaylıklarını Meksika sinemasının ilerlemesine bağlayanlar kadar komşu iki ülkenin ikili ilişkilerine de bağlayanlar da oldu. 2000 yılında Amores Perros ile uzun yıllar sonra yeniden Oscar adayı oldu. 2002 yılında El crimen del Padre Amaro, 2006’da Pan’s Labyrinth, 2010 yılında Inarritu’nun yönettiği Biutiful ile Oscar adaylıkları kazanan ülke, bu ödülü evine hiç götüremese de en çok aday ülkelerden biri oldu.

Latin Amerika sinemasının kalbini oluşturan çok sayıda yönetmenin yetiştiği Küba’da ise sadece bir film Oscar’a aday gösterildi. 1994 yılında Soğuk Savaş döneminin de sonlanmasının etkisiyle dönemin oldukça başarılı bir filmi olan Fresa y chocolate filmi Oscar adayı gösterildi.

Bunların dışında Şilili ünlü yönetmen Miguel Littin’in sürgündeyken çektiği iki filmi Actas de Marusia ve Alsino y el Cóndor ile kendi ülkesinden değil sürgünde bulunduğu Meksika ve Nikaragua’nın Oscar adayları olarak tarihteki ilginç Akademi adaylıklardan oldular.

Şili’nin ilk ve tek adaylığı 2012 yılında çekilen Larrain’in yönetmenliğini yaptığı No filmiyle oldu. Film Pinochet rejiminin çöküş döneminde olanları beyaz perdeye taşıyordu.

Peru’nun da ilk ve tek adaylığı Cladio Llosa’nın çektiği La teta asustada isimli filmdi.